5. dönem için kolları sıvayan Yılmaz Büyükerşen: Kentime borçluyum

Sakarya Caddesi’nde esnafı ziyaret ederken yakaladığımız Yılmaz Büyükerşen, enerjisinin ve hızının yüksekliği ile dikkatimizi çekti. Büyükerşen’le birlikte hem esnafı ziyaret ettik hem de kısa süreli sohbet ettik. Sohbetimiz sırasında “Benim derdim, illa ki seçilmek değil. Benim derdim, Eskişehir’in kazanımlarını pekiştirmek, sağlamlaştırmak. Eskişehir’de oluşan Eskişehirlilik kimliğini daha yukarıya çıkarmak ve değişmez, değiştirilemez bir noktaya taşımak” diyen Büyükerşen, bakın sohbetimiz boyunca neler söyledi.

Eskişehirli kimliği

– Eskişehir’i dünyada isminden söz edilir bir şehir haline getirdiniz. Şimdi önümüzde yeni bir 5 yıllık dönem var. Seçilmeniz halinde, daha başka neler yapacaksınız?

Emin olun, yapacak daha o kadar çok şey var ki… Geride bıraktığımız dönemler içinde şehir merkezine birçok proje kazandırdık. 850 bin kişinin yaşadığı bir bölgeyi, insanların yalnızca ihtiyaçlarını karşılayan bir şehir yönetimi ortaya koymak değil, bir “şehir” haline getirmek çabasıydı bu. Benden, diğer siyasi adaylar gibi, çıkıp maddeler halinde yeni dönemde neler yapacağımı açıklamamı, daha doğrusu birtakım vaatlerde bulunmamı istiyorlar ya da bekliyorlar… Ancak bu soru ya da beklenti, Eskişehirlilerden gelmiyor. Siyasi rakiplerden geliyor. Bir şekilde bana eleştiri getirmek isteyen, halkın nazarında benim eksikliklerimi göstermek isteyen diğer adaylardan geliyor. Benim derdim, illa ki seçilmek değil. Benim derdim, Eskişehir’in kazanımlarını pekiştirmek, sağlamlaştırmak. Eskişehir’de oluşan Eskişehirlilik kimliğini daha yukarıya, değiştirilemez bir noktaya taşımak. Bunu, ben bir takım projelerle destekleyebilirim ancak, bunun asli unsuru, bu şehirde yaşayan insanlar. Bunu, onların istemesi gerekli, zira bu şehirde, onlar, onların çocukları, torunları yaşayacak. Eskişehirli olmanın ayrıcalığını onlar tadacak. Öyleyse, bu seçimi yapmak da onlara kalıyor.

– Özellikle son dönemde, kırsal mahallelere dönük projelerinizi sıklıkla duyuyoruz.

Köylerimiz hatta ilçelerimiz hızla boşalıyor. Böyle giderse, 10-15 sene sonra kimse kalmayacak. Öyleyse ilçelerimize ve köylerimize can suyu olmalıyız. Domates fidesi, marul fidesi, dut fidesi, manda dağıtımını biliyorsunuz. İlçelerimize ve köylerimize önerdiğimiz, hatta zorladığımız, teşvik ettiğimiz yeni üretim ve satış modellerini biliyorsunuz. Tüm bunları, çeşitlendirerek ve hayata geçirilmelerini olanaklı kılacak yol ve yöntemleri de göstererek sürdüreceğiz. Bakın, benden yani Büyükşehir Belediyesi’nden köyün yolunu, kaldırımını, altyapısını ve diğer ihtiyaçlarını tamamlamamı istiyorlar. Tamam, başımla beraber, hepsini yapalım. Ama o köye gidip bakıyoruz, 5-6 hane, 15-20 kişi.
Yaptığınız işi, o işin maliyetini düşünüyorsunuz, bir de bunlardan kaç kişinin yararlandığını hesaplıyorsunuz, inanılmaz yüksek maliyetler çıkıyor. Ben bu maliyetleri bir şekilde karşılar, yaparım. Ancak bizimki de milli servet. Yaptığımız hizmetten 400-500 kişinin faydalanması var, 15-20 kişinin faydalanması var. Bu sıkıntıları da yaşıyoruz. Ama değişecek. Edindiğim izlenim, insanlarımızın buna çok hazır olduğu ve kendilerine yolyordam gösterecek birilerini beklediği yönünde.

‘Adaylığımı Eskişehirliler istedi’

“Bugün geldiğimiz noktada, benim 5’inci kere aday olmamı, yalnızca benim irademe bağlarsanız, doğru sonuca ulaşamayabilirsiniz. Bu, yalnızca benim iradem değil. Şehrin iradesinin, benim de önüme geçen asıl belirleyici unsur olduğunu düşünüyorum.

Eskişehir’in geldiği bir nokta var. Bunu, istisnasız herkes kabul ediyor. Ve Eskişehirliler, bu sürecin devam etmesini istiyor. Bu değişim ve gelişim sürecinin henüz tamamlanmadığını, yapılacak işler olduğunu düşünüyor olmalılar ki, beni gördükleri her yerde bunu dile getiriyorlar. Bugün ben adayım. Ancak bu adaylık henüz net bir şekilde belli olmamışken, karşılaştığım her Eskişehirlinin benden ilk talebi, yol, kaldırım, ya da başka bir şey değildi. Tümünün ortak talebi yeniden aday olmam, onları bırakmamamdı. Kendimde o gücü ve enerjiyi buluyorum. Ben kendimi hem bu şehre, hem bu ülkeye borçlu hissediyorum. Bu, öyle bir borç ki, hayatımın son anında bile tamamen ödemiş olduğumu düşünmeyeceğim.”